Son dönemde Türk basın-yayın hayatında, gazetecilik ilkelerini ve meslek ahlakını ayaklar altına alan, neye ve kime hizmet ettiği belirsiz bir yayıncılık anlayışının türediğine ibretle şahit oluyoruz. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurumsal kimliğini, siyasi ağırlığını ve iç bütünlüğünü hedef alan, aslı astarı olmayan “kriz” senaryoları, adeta birilerinin geçim kapısı ve tık tuzağı (clickbait) haline gelmiştir.
MHP üzerinden asılsız iddialar ortaya atarak okunma oranlarını artırmaya çalışmak, sadece bir tükenmişlik sendromu değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyon stratejisidir.
Habercilik Değil, Algı Operasyonu
Hiçbir somut belgeye, güvenilir kaynağa veya somut bir gerçekliğe dayanmayan, tamamen “kulaktan dolma” ya da masa başında kurgulanan bu iddiaların temel amacı habercilik yapmak değildir. Ortaya konan bu yaklaşım;
-
Toplumu dezenformasyonla manipüle etmek,
-
Siyasi istikrara gölge düşürmeye çalışmak,
-
MHP’nin Türk siyasetindeki güçlü ve sarsılmaz konumunu kendi sığ gündemleriyle yıpratabileceğini sanmaktır.
Ancak bilinmelidir ki, köklü bir siyasi geleneğe ve fikri altyapıya sahip olan bir hareketi, sığ magazin haberleri ve yapay kriz senaryolarıyla sarsmaya çalışmak beyhude bir çabadır. MHP, bu tür rüzgarlarla yönü değiştirilemeyecek kadar derin köklere sahiptir.
Sorumluluktan Uzak, Tık Odaklı Yayıncılık
Basın hürriyeti; hiç kimseye, hiçbir kuruma iftira atma, asılsız iddialarla kamuoyunu yanıltma veya kurumsal yapılara saygısızlık etme özgürlüğü tanımaz. Bugün “gazeteci” maskesi altında etik değerleri hiçe sayarak MHP’yi hedef tahtasına oturtanlar, aslında kendi mesleki cürümlerini ve itibarsızlıklarını ilan etmektedirler. Sırf okunma oranlarını artırmak ya da belirli odaklara yaranmak adına yürütülen bu kirli kampanyalar, Türk medyasının güvenilirliğine de darbe vurmaktadır.
Had ve Sınır Bilmek, Meslek Etiğinin İlk Şartıdır
Siyaseti dizayn etme heveslisi bu çevrelerin, kendi cürümlerinden büyük roller üstlenmeye kalkışması sadece bir trajikomedidir. Her kurumun, her bireyin ve en önemlisi de her kalemin haddini, sınırını ve sorumluluğunu bilmesi; hukukun ve toplumsal barışın en temel gerekliliğidir.
Sonuç Olarak
MHP’nin adını asılsız iddialarla yan yana getirerek sayfalarını dolduranlar, bu ucuz taktiklerin toplum nezdinde hiçbir karşılığı olmadığını er ya da geç göreceklerdir. Gerçek dışı kriz senaryolarından medet uman güruh, kirli habercilik anlayışını bir kenara bırakarak kendi asıl işine, yani tarafsız ve ahlaklı yayıncılığa odaklanmalıdır. Türk milliyetçiliğinin kalesi olan bir iradeyi, asılsız iddialarla yıpratmaya çalışmak bu kalemlerin ne çapına ne de yetkisine uygundur. Herkes kendi işine bakmalı ve kalemini manipülasyon için değil, gerçekler için oynatmalıdır.