Toplumda oldukça yaygın görülen demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi) problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden biri genellikle “çayı ve kahveyi tamamen bırakmak” olur. Peki, çay ve kahve gerçekten kansızlığa yol açar mı, yoksa sorun tüketim zamanlamasında mı gizli? Araştırmalar, asıl belirleyici faktörün bu içeceklerin ne zaman tüketildiği olduğunu gösteriyor.
İşte demir emilimi ile çay-kahve ilişkisinin bilimsel boyutu ve dikkat edilmesi gerekenler:
Demirin Gizli Düşmanı: Tanenler ve Polifenoller
Çayda bulunan tanenler ve kahvede yer alan polifenoller, besinler yoluyla aldığımız ve hücrelere oksijen taşımakla görevli olan demir mineraline bağlanır. Bu bağlanma, demirin bağırsaklardan emilmesini zorlaştırır.
Ancak burada çok kritik bir ayrım bulunmaktadır:
Besinlerde iki tip demir bulunur: Et ve et ürünlerinde bulunan hem demir (vücut tarafından kolay emilir) ve bitkisel besinlerde (ıspanak, baklagiller vb.) bulunan hem olmayan demir. Çay ve kahve, kırmızı etten aldığınız demiri neredeyse hiç etkilemez; ancak bitkisel kaynaklardan alınan demirin emilimini %50 ila %80 oranında azaltabilir.
Doğru Tüketim İçin Altın Kurallar
Kansızlık probleminiz varsa çay ve kahveden tamamen vazgeçmeniz gerekmez. Sadece tüketim alışkanlıklarınızı belirli kurallara göre düzenlemeniz yeterlidir.
Özetle; Çay ve kahve tek başına doğrudan kansızlığa sebep olmaz. Ancak halihazırda demir eksikliği tedavisi gören veya kansızlık riski taşıyan bireylerde, yemeklerin hemen ardından tüketildiğinde tedavinin başarısını düşürebilir. Doğru zamanlama ile hem bu keyiften mahrum kalmamak hem de sağlığı korumak mümkündür.