Dün akşam Galatasaray–Union SG maçını izlerken bir kez daha futbola gönül vermiş milyonlarca insan adına utanç duydum. Çünkü sahada iki takımın mücadelesinden çok, düdüğünü her çaldığında oyunun kaderine doğrudan etki eden bir “hakem faciası” izledik. Adı Jose Maria Sanchez Martinez… Ama kusura bakmasın, ben kendisine hakem demekte zorlanıyorum.
Daha maçın ilk düdüğünden itibaren ortaya koyduğu yönetim, bırakın bir Şampiyonlar Ligi seviyesini, mahalle maçında bile tepki çekerdi. Sanki sarı-kırmızılı forma ona özel bir alerji yapmış gibi, Galatasaray’ın nefes aldığı her pozisyonu düdüğüyle kesti; bırakın adil olmayı, pozisyonları tartmak bir yana, niyetini bile saklama gereği duymadı.
Hata desen hata değil, tarafsızlık desen o hiç değil. Eğer gerçekten “hatalı maç yönettiyse” bu seviyede görev alması başlı başına skandal. Yok, hatalı değil bilinçli karar verdiyse o zaman ortada çok daha büyük bir sorun var: Taraflı maç yönetimi.
İspanya Futbol Federasyonu adına da üzüldüm dün gece… Böyle bir ismin hâlâ üst düzey maçlarda görevlendirilmesi, Avrupa futbolunun geldiği noktayı sorgulatır. Çünkü Şampiyonlar Ligi gibi dev bir organizasyonda, takımların aylarca çalışarak geldiği bir arenada bu kadar zayıf, bu kadar etkisiz, bu kadar keyfi yönetim kabul edilemez.
Jose Maria Sanchez Martinez…
Adını özellikle tekrar yazıyorum, çünkü dün akşam sergilediğin performans, hakemlik kariyerinde kara bir lekedir. Eve git, yayın aç, yönettiğin o rezalet maçın tekrarını baştan sona izle. Ve sonra aynaya bakıp kendine tek bir soru sor:
“Ben gerçekten hakem miyim?”
Umarım cevabını duyacak cesaretin vardır. Çünkü o sahadaki kararlarınla dün gece utanç duydurmak dışında hiçbir şey yapmadın.
********
Esto No Fue Arbitraje, Fue Un Verdadero Desastre
Anoche, mientras veía el partido Galatasaray–Union SG, sentí una profunda vergüenza en nombre de todos los que aman el fútbol. Porque en el campo no vimos la lucha de dos equipos; vimos cómo un “desastre arbitral” intervenía directamente en el destino del partido. Su nombre: Jose Maria Sanchez Martínez… Pero discúlpeme, me cuesta llamarlo árbitro.
Desde el primer silbato quedó claro que su actuación no estaba a la altura ni de la Champions League, ni de ninguna competición seria. Parecía tener una reacción alérgica a la camiseta amarillo-roja; cada contacto, cada atak, cada respiro de Galatasaray fue interrumpido por su silbato. No solo fue incapaz de mantener la imparcialidad, sino que ni siquiera intentó disimularlo.
Si decimos que “fue un mal arbitraje”, entonces es un escándalo que siga dirigiendo partidos de alto nivel. Y si no fue un error, si sus decisiones fueron conscientes, entonces hablamos de algo mucho más grave: un arbitraje claramente parcial.
Y no solo eso… Sentí vergüenza también por la Federación Española. ¿Cómo es posible que un árbitro con un desempeño tan débil sea designado para un partido de Champions? En un torneo donde los equipos se preparan durante meses, permitir una actuación tan pobre y tan arbitraria es, sencillamente, inaceptable.
Jose Maria Sanchez Martínez…
Repito su nombre para que quede claro: lo que hizo anoche es una mancha negra en su carrera. Vuelva a su casa, encienda la televisión, mire la repetición completa de ese partido desastroso que dirigió. Y luego mírese al espejo y hágase una sola pregunta:
“¿De verdad soy árbitro?”
Ojalá tenga el valor de escuchar la respuesta. Porque anoche, con cada decisión, lo único que logró fue provocar vergüenza.