Kocaeli’nde etkili olan şiddetli sağanak yağış, kent genelinde hayatı olumsuz etkilerken, yaşanan olumsuzluklara müdahale etmek için çok sayıda personel gece gündüz görev yaptı. AFAD İl Müdürlüğü’nde oluşturulan kriz masası, Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların çalışmalarını koordine etti. Sahada görev yapan ekipler, su baskınlarından kurtarma çalışmalarına kadar pek çok noktada vatandaşların yardımına koştu.
Öncelikle bu süreçte emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor. Zor şartlarda, zaman zaman kendi dinlenmelerinden ve ailelerinden fedakârlık ederek çalışan personelin çabası elbette takdire şayan. AFAD’dan itfaiyeye, İSU’dan belediyenin diğer birimlerine kadar sahada görev alan herkesin emeği kıymetli.
Ancak bütün bu çabaları takdir ederken, üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir konu daha var: Asıl mesele, afet yaşandıktan sonra gösterilen çaba kadar, o afetin olumsuz etkilerini önceden öngörüp gerekli tedbirleri alabilmek değil mi?
3 bin 16 personel, 954 araç sahadaydı
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yoğun yağış sürecinde 3 bin 16 personel ve 954 araç ile iş makinesini müdahale çalışmalarında görevlendirdi. İSU’ya 2 bini aşkın yağmur suyu talebi ulaşırken, itfaiyeye de bine yakın olay ve ihbar kaydı geldi.
Bu rakamlar, yaşanan yağışın boyutunu ve sahadaki müdahalenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. Ekiplerin su tahliyesi, yol güvenliği, kurtarma çalışmaları ve vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için verdiği mücadele göz ardı edilemez.
AFAD İl Müdürlüğü’nde kurulan kriz masasının koordinasyon görevini tamamlamasıyla birlikte, Büyükşehir ekipleri de yağışın etkilediği bölgelerde temizlik ve toparlanma çalışmalarını sürdürüyor.
Elbette afet anında hızlı hareket etmek, kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak ve vatandaşın yardımına koşmak hayati önem taşıyor. Fakat bütün bunlar, afet yönetiminin yalnızca müdahale aşamasından ibaret olmadığını da hatırlatıyor.
Yağmur yağacak, peki biz ne kadar hazırız?
Kocaeli, yoğun yağışlarla zaman zaman ciddi sorunlar yaşayan bir kent. Şiddetli yağışın ne zaman ve hangi bölgelerde etkili olabileceğini kesin olarak bilmek her zaman mümkün olmayabilir. Ancak meteorolojik uyarılar, geçmişte yaşanan su baskınları ve kentteki altyapı sorunları, riskleri önceden değerlendirmek için önemli veriler sunuyor.
O halde kendimize şu soruları sormamız gerekiyor:
Daha önce su baskını yaşanan bölgelerde gerekli incelemeler yapıldı mı? Yağmur suyu hatlarının kapasitesi ve mevcut durumu yeterince değerlendirildi mi? Dere yatakları, menfezler ve mazgallar düzenli olarak kontrol edildi mi? Riskli bölgelerde yağış başlamadan önce alınabilecek ilave önlemler eksiksiz uygulandı mı?
Bunlar, herhangi bir kurumu peşinen suçlamak için sorulan sorular değil. Tam tersine, yaşananlardan ders çıkarmak ve benzer durumlarda daha az mağduriyet yaşanmasını sağlamak için cevaplanması gereken sorular.
Çünkü afet sırasında yüzlerce araç ve binlerce personelle müdahale etmek ne kadar önemliyse, o araçlara ve personele daha az ihtiyaç duyulmasını sağlayacak önleyici çalışmaları yapmak da o kadar önemli.
Başarı yalnızca müdahaleyle ölçülmemeli
Bir kentin afetlere karşı hazırlıklı olması, yalnızca kriz anında ne kadar hızlı müdahale ettiğine bakılarak değerlendirilmemeli. Altyapının dayanıklılığı, riskli noktaların önceden belirlenmesi, yağmur suyu sistemlerinin yeterliliği ve kurumların hazırlık düzeyi de bu değerlendirmenin parçası olmalı.
Elbette her yağışın etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak doğru planlama, düzenli bakım, risk analizi ve zamanında alınan önlemler sayesinde yaşanabilecek zararların azaltılması mümkün.
Bu nedenle yaşanan sağanağın ardından yalnızca yapılan çalışmaları anlatmakla yetinmemek gerekiyor. Hangi bölgelerde neden su baskını yaşandığı, hangi sorunların tekrar ettiği ve hangi önlemlerin yetersiz kaldığı da ortaya konulmalı. Gerekirse bağımsız teknik değerlendirmeler yapılmalı, tespit edilen eksiklikler için somut bir çalışma takvimi hazırlanmalı.
Vatandaşın beklentisi de tam olarak bu: Sorun ortaya çıktığında yardımına koşulması kadar, aynı sorunu tekrar yaşamaması için kalıcı çözümler üretilmesi.
Emeği geçen herkese teşekkür, yetkililere hatırlatma
Bu süreçte gece gündüz çalışan, yağmur altında görev yapan, vatandaşların mağduriyetini gidermek için çaba gösteren bütün personele kendi adıma teşekkür ediyorum. Ortaya konulan emek ve özveri takdiri hak ediyor.
Ancak teşekkür etmek, eksikleri konuşmaktan vazgeçmek anlamına gelmemeli. Yapılan çalışmaları takdir ederken, alınması gereken önlemleri de dile getirmek zorundayız.
Benim üzerinde özellikle durduğum konu şu: Mesele yalnızca yaşanan olumsuzlukların ardından gösterilen çaba değil, bu olumsuzluklar yaşanmadan önce gerekli tedbirleri alabilmektir.
Kocaeli’nin ihtiyacı, afet anında güçlü bir müdahale kapasitesinin yanında, afet risklerini önceden tespit eden ve sorunları kaynağında çözmeye çalışan kalıcı bir yönetim anlayışıdır.
Umarım bu sağanak, kentimiz için yalnızca zorlu bir dönem olarak hatırlanmaz; aynı zamanda eksiklerin tespit edildiği, gerekli derslerin çıkarıldığı ve gelecekte benzer mağduriyetleri azaltacak adımların atıldığı bir dönüm noktası olur.
Çünkü gerçek başarı, yalnızca kriz anında ne kadar çok çalıştığımızla değil, aynı krizin aynı sonuçları doğurmasını önlemek için ne kadar hazırlıklı olduğumuzla ölçülür.