Kalemin Sınırı, Mesleğin İtibarı: Gazetecilik Hangi Ara Bu Dile Teslim Oldu? - Kocaeli Haberleri | İzmit Pusula GazetesiKocaeli Haberleri | İzmit Pusula Gazetesi

9 Temmuz 2026 - 22:23

Kalemin Sınırı, Mesleğin İtibarı: Gazetecilik Hangi Ara Bu Dile Teslim Oldu?

Gazetecilik, kamuoyunun haber alma hakkını savunan, eleştiri sınırları içinde kalarak toplumu bilgilendiren köklü ve saygın bir meslektir.

Kalemin Sınırı, Mesleğin İtibarı: Gazetecilik Hangi Ara Bu Dile Teslim Oldu?
Son Güncelleme :

10 Temmuz 2026 - 0:00

Gazetecilik, kamuoyunun haber alma hakkını savunan, eleştiri sınırları içinde kalarak toplumu bilgilendiren köklü ve saygın bir meslektir. Bir gazetecinin en büyük gücü; savunduğu fikrin doğruluğu, kullandığı dilin zarafeti ve kamu yararını gözetmesidir. Ancak son dönemde yazılı ve dijital basında tanık olduğumuz bazı üslup kaymaları, mesleğin temel değerlerini, etik sınırlarını ve kurumsal ciddiyetini ciddi şekilde zedelemektedir.

Bunun en somut ve düşündürücü örneklerinden biri, geçtiğimiz günlerde MHP Kocaeli eski İl Başkanı Aydın Ünlü’nün sosyal medya paylaşımı ve ardından bir yerel basın organının bu paylaşıma verdiği karşılıkla somutlaştı. Yaşanan bu süreç, basının dili ve toplumsal sorumluluğu üzerine yeniden derinlemesine düşünmeyi zorunlu kılıyor.

Siyasetin İronik Dili ve Basının Kurumsal Duruşu

MHP Kocaeli eski İl Başkanı Aydın Ünlü, kendi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, partisine yönelik iddialara tepki gösterirken ironik bir üslup tercih etmiş; “Kolluk kuvvetlerimiz bu yazıları yazan kişilerden saç ve kan örnekleri alarak uyuşturucu testi yaptırmalı… Bakın ben çay içiyorum” ifadelerini kullanmıştı. Siyaset kulislerinde bu tür göndermeler, eleştiriler veya sitemler zaman zaman karşımıza çıkan yöntemlerdir.

Ancak bu duruma karşılık veren bir yerel gazetenin, mesleki ilkeleri ve basın terminolojisini bir kenara bırakarak seçtiği üslup, gazetecilik etiği açısından kabul edilebilir sınırların çok ötesine geçmiştir. Bir basın organının, kurumsal bir kimlik arkasından yaptığı açıklamada kullandığı dil, ne yazık ki kamusal bir bilgilendirmeden ziyade sert bir sokak jargonunu andırmaktadır.

Gazetecilik Dili Racon Sahnelerine Teslim Edilemez

Söz konusu yayında yer alan; “Şerefli ve namuslu bir adamsan sen de geleceksin… Etek giymeyen, namussuz ve namert olmayan herkes hesabını versin” şeklindeki ifadeler, eleştiri veya basın hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyecek kadar ağır, düzeysiz ve cinsiyetçi unsurlar barındırmaktadır.

Gazetecinin görevi; kim olursa olsun muhataplarıyla sokak jargonu üzerinden bir güç yarışına girmek ya da meydan okuma arenaları kurmak değildir. Basın, toplumsal barışa ve doğru üsluba öncülük etmekle yükümlüdür. Kendini kurumsal bir yapı olarak tanımlayan mecraların, sayfalarını kişisel öfkelere ve feodal ifadelere teslim etmesi, en başta o yayını takip eden okuyucuya ve kentin kültürel yapısına haksızlıktır.

İmzasız Metinler ve Sorumluluk İlkesi

Bu tartışmanın kurumsal ciddiyet açısından en zayıf halkası ise, bu kadar iddialı ve sert cümlelerin kurulduğu metnin altında herhangi bir gazetecinin veya yazarın imzasının bulunmamasıdır.

Gazetecilik, sorumluluk almayı gerektirir. Söylenen her sözün, yazılan her satırın arkasında durabilmek, ismini ve imzasını o metnin altına gururla koyabilmekle mümkündür. İsimsiz, imzasız ve kimin kaleme aldığı belli olmayan metinlerle bir kentin siyasi figürlerine meydan okumaya çalışmak, basının güvenirliğini ve şeffaflığını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Sorumluluktan kaçarak kesilen bu nevi raconlar, mesleğin ciddiyetine gölge düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Basında Seviye ve İtibar Arayışı

Kocaeli, basını güçlü, köklü ve nitelikli kalem yetiştirme geleneği olan bir kenttir. Bu kentin okuyucusu da, kamuoyu da basında nezaketi, tarafsızlığı ve saygın bir dili hak etmektedir. Şantaj, tehdit ya da kabadayılık diliyle gazetecilik yapılamayacağı gibi, bu tür yaklaşımlar mesleği korumaya çalışan gerçek basın emekçilerine de zarar vermektedir. Kalemin itibarını korumak, basını bu sığ üslup sarmalından kurtarmak ve mesleki saygınlığı yeniden inşa etmek tüm medyanın ortak görevi olmalıdır.

YORUM YAP