Türkiye’de iş hukuku mevzuatı kağıt üzerinde işçiyi koruma gayesi taşısa da, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) işten çıkış kodları arasında yer alan Kod 46 (4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II-e: İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları), uygulamada işverenlerin yasal yükümlülüklerinden kaçmak için kullandığı en ağır silaha dönüşmüş durumdadır.
Bu düzenlemenin teknik detayları, bazı işverenlerce nasıl bir “tazminat vermeme” stratejisine dönüştürüldüğü ve çalışanın hayatındaki yıkıcı etkileri şu şekildedir:
1. Maddenin Teknik İncelemesi: Tam Yetki, Sıfır Ön Denetim
İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. fıkrası, işverene “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerde” iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshetme imkanı tanır. SGK sisteminde Kod 46 başlığıyla yer alan bu madde; hırsızlık, emniyeti suistimal veya ticari sırların ifşası gibi ağır suçlamaları kapsar.
Maddenin hukuk mantığındaki en büyük boşluk ise ön denetim mekanizmasının bulunmamasıdır. İşveren, iddia ettiği eylemi bağımsız bir kuruma, mahkemeye veya kolluk kuvvetine ispatlamak zorunda kalmadan, sadece SGK sistemindeki bir kutucuğu işaretleyerek çalışanın işine son verebilir.
2. Kötü Niyetli İşverenlerin “Tazminatsız Çıkarma” Stratejisi
Yıllarca emek vermiş, yüksek kıdem tazminatı birikmiş veya yüksek maaş skalasına ulaşmış çalışanlar, kurumsal maliyet hesabı yapan bazı yapılar için “yük” olarak görülmeye başlanır. Norm kadro daraltılması veya maliyet azaltma süreçlerinde, yasal yollardan kıdem ve ihbar tazminatı ödeyerek işçi çıkarmak yerine Kod 46 kılıfına başvurulmaktadır.
Süreç genelde şu ahlaksız mekanizmayla işletilir:
-
Asılsız Tutanaklar ve Suni Kurgular: Çalışana basit bir hata, mola süresi ihlali veya ispatlanmamış bir yetersizlik gerekçe gösterilerek “güveni kötüye kullanma” ya da “doğruluk ilkelerine aykırılık” kılıfı giydirilir.
-
Tazminat Baskısı ve Şantaj: İşçinin önüne ikale (anlaşmalı fesih) veya istifa protokolü konulur. “Tazminatsız ayrılmayı ve haklarından vazgeçmeyi kabul etmezsen seni Kod 46 ile çıkartırız, hiçbir yerde iş bulamazsın” tehdidiyle işçi istifaya zorlanır.
-
Yargı Yüküne Güvenme: İşveren, açılacak bir işe iade veya tazminat davasının ortalama 2-3 yıl süreceğini çok iyi bilir. “İşçi davanın sonunu getiremez, paramız kasamızda kalır” mantığıyla bu koda usulsüzce başvurulur.
özellikle büyük firmalar ve kurumsal zincir yapılar, insan kaynakları politikalarında bu yöntemi bir maliyet düşürme enstrümanı olarak kullanabilmektedir. Küçük işletmeler yargı sürecinin finansal riskinden çekinirken, dev bütçeli şirketler hukuk departmanlarının gücüne güvenerek çalışanını doğrudan Kod 46 ile sistem dışına itebilmektedir.
3. İşçinin İlerleyen Yaşamındaki Yıkıcı Etki: Geleceğin Çalınması
Kod 46 ile işten çıkarılan bir çalışanın yaşadığı mağduriyet, sadece o ayki maaşını veya birikmiş tazminatını kaybetmesiyle sınırlı kalmaz:
-
Finansal Abuka (İşsizlik Maaşı Yasağı): Kod 46 ile feshedilen iş sözleşmelerinde İŞKUR, işçiye işsizlik maaşı bağlamaz. Çalışan, bir anda sıfır gelirle ortada kalır.
-
Sistemik Fişlenme ve Kariyer Sonu: Türkiye’de insan kaynakları departmanları yeni bir alım yaparken SGK Hizmet Dökümü talep eder. Hizmet dökümünde “46” ibaresini gören bir İK uzmanı, arkasındaki hukuki sürece bakmaksızın adayı doğrudan eler. İşçi, hırsızlık veya sahtekarlıkla itham edilmiş gibi muamele görür.
-
İlerleyen Yaşta Gelen Sosyal Çöküş: Özellikle 40 yaş üstü, belirli bir kıdeme erişmiş çalışanlar için Kod 46 ile çıkartılmak fiilen “emekliliğe kadar iş bulamamak” anlamına gelir. Yaş ayrımcılığı ile Kod 46 lekesi birleştiğinde çalışanın mesleki hayatı tamamen sonlanır.
SGK Kod 46, işverene tanınan sınırsız bildirim yetkisi sebebiyle; dürüst çalışanın tazminatını gasp etme, kıdem hakkını yakma ve insanları fişleyerek çalışma hayatından silme aracına dönüştürülmüştür. Temel hak ve hürriyetleri ihlal eden bu sistemik mağduriyetin sona ermesi için maddede acil reform yapılması şarttır.
Bu tür usulsüzlüklerin ve haksız fesihlerin somut olarak hangi büyük firmalar ve markalar tarafından alışkanlık haline getirildiğini, yaşanmış mağduriyet örnekleri ve yargı kararlarıyla birlikte sonraki yazılarımda sizlerle detaylıca paylaşacağım.