Siyaset Sahnesinde Kaybedenlerin Dansı: Çıkarlar, Nam ve Ün Peşinde Koşan Adaylar « İzmit Pusula Gazetesi

1 Mart 2024 - 10:56

Siyaset Sahnesinde Kaybedenlerin Dansı: Çıkarlar, Nam ve Ün Peşinde Koşan Adaylar

Siyaset Sahnesinde Kaybedenlerin Dansı: Çıkarlar, Nam ve Ün Peşinde Koşan Adaylar
Son Güncelleme :

08 Şubat 2024 - 21:58

Yaklaşan yerel seçimlerle birlikte ülkemizin dört bir yanında siyaset sahnesi hareketleniyor. Ancak maalesef, çoğu siyasi partinin aday belirleme süreci, siyasetin asıl amacından uzaklaşarak çıkarlar, nam ve ün hırsıyla iç içe geçmiş durumda. Ak Parti dışındaki partiler, sanki seçimi kaybetmiş bir tavır sergileyerek adeta zaferi önceden kabul etmiş gibi adaylarını açıklıyorlar.

Ülkenin dört bir yanında yaşanan bu durum, siyasetin nasıl bir çıkmaza sürüklendiğini gösteriyor. Siyasi partilerin aday belirleme sürecinde, vatandaşların beklentileri, hizmet anlayışı ve toplumsal sorumluluk gibi önemli unsurların geri planda bırakıldığı bir ortamda, çıkarlar ön planda tutuluyor. Bu da demokratik bir seçim sürecinden ziyade, çeşitli grupların ve bireylerin kendi menfaatleri doğrultusunda şekillendirdiği bir gösteriye dönüşüyor.

Yerel seçimlere doğru adım adım ilerlerken, partilerin tavrı, seçim sonuçlarını önceden kabul etmiş bir resignasyon havası taşıyor. Seçimi kaybetmeyi şimdiden kabullenmiş gibi görünen adaylar, seçmenin karşısına cesaret ve vizyonla çıkacaklarına, şimdiden bahaneler üreterek siyasi arenada zayıf bir duruş sergiliyorlar.

Siyasi partilerin seçim kampanyalarında, gerçek ihtiyaçlara odaklanmak yerine, karşılıklı suçlamalarla ve geçmişteki hataları gündeme getirerek siyaseti baltalamaya çalışmaları, halkın güvenini sarsan bir diğer olumsuz etken. Seçmen, gerçek çözümlere değil, partiler arası polemiklere şahit oluyor. Bu da demokratik sürecin adeta bir tiyatro sahnesine dönüşmesine neden oluyor.

Siyasi partiler, seçimi kaybettiklerinde ise genellikle gerçekçi bir özeleştiri yapmak yerine, dış faktörleri suçlama eğiliminde bulunuyorlar. “Yok öyle oldu, yok böyle oldu” gibi basmakalıp açıklamalarla sorumluluktan kaçmaya çalışarak, seçmenin karşısına çıkıyorlar. Bu tutum, demokratik olgunluğa ve sorumluluk anlayışına ters düşmektedir.

Siyasetin asıl amacı, toplumun refahını artırmak, adaleti sağlamak ve halkın yaşam kalitesini yükseltmektir. Ancak çıkar, nam ve ün peşinde koşan siyasiler, bu amaca ulaşmaktan uzaklaşıyorlar. Yerel seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, seçmenin beklentilerini dikkate almayan, çıkarlarını ön planda tutan siyasi anlayışın, ülkemizi hangi noktaya taşıyacağını düşünmek, hepimizin sorumluluğudur. Unutulmamalı ki, gerçek bir demokrasi, halkın isteklerini merkeze alan, şeffaf ve adil bir siyasetle mümkündür.

Uzun sözün kısası: Ak Parti hariç “ben belediye başkanı adayıyım” diye ortaya çıkan adayların büyük kısmı seçimi kazanmak için değil sadece ve sadece kişisel egolarını tatmin etmek için belediye başkanı adayı oluyorlar fikir ve kanaatindeyim…

KALIN SAĞLICAKLA

YORUM YAP