Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde seçim sonuçlandı. Sandıktan Turkuaz Liste çıktı. Hüseyin Öziri ve ekibi, yeni dönemin yönetimini üstlenmek üzere önemli bir sorumluluk aldı.
Öncelikle yeni yönetime başarılar diliyorum. Ancak bu seçimin yalnızca bir yönetim değişikliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sahada çalışan gazetecilerin uzun zamandır dile getirdiği beklentiler, bu seçimle birlikte yeniden gündeme geldi.
Cemiyetin geçmişte yaptığı çalışmaları yok saymak elbette doğru olmaz. Etkinlikler düzenlendi, Basın Sitesi hayata geçirildi, çeşitli kurumlarla indirim anlaşmaları yapıldı. Bunlar önemli çalışmalardı. Fakat bütün bunlara rağmen sahada çalışan gazetecilerin ne kadarının bu faaliyetlerin merkezinde yer alabildiği, ne kadarının kendisini cemiyetin bir parçası olarak hissettiği de sorgulanmalı.
Benim eleştirim kişilere değil, yıllar içinde oluşan yönetim anlayışına. Çünkü bir meslek örgütü, yalnızca belirli isimlerin çevresinde şekillenmemeli. Sahada haber peşinde koşan, araştıran, yazan, emek veren herkesin kendisine yer bulabildiği bir yapı olmalı.
Seçim sürecinde Turkuaz Liste’den bazı isimlerle görüştüm. Anlattıkları, yaklaşım biçimleri ve değişime dair düşünceleri bana samimi geldi. Hüseyin Öziri ile geçmişte birebir çalışma fırsatım da oldu. Bu nedenle kendisini ve çalışma anlayışını yakından tanıyorum. Görüşmelerimiz, cemiyetin artık farklı bir anlayışla yönetilmesi gerektiğine dair düşüncemi güçlendirdi.
Sağlık nedenlerim sebebiyle seçim günü orada bulunamadım. Ancak elimden geldiği kadarıyla takip ettim.
Ne var ki seçimlerin ardından tartışmalar da başladı. Farklı gerekçelerle istifa edenler oldu. Bu isimler arasında Abbas Çakar, Furkan Çalışkan ve Uğur Enç de bulunuyor. Bu isimlerle bizzat çalışma fırsatım oldu. Her birinin kararına ve gerekçesine saygı duymak gerekir. Ancak seçim sonrasında yaşanan tartışmaların, mesleğin kendisini ve gazetecilik anlayışını sorgulayan bir noktaya taşınmasını da dikkatle değerlendirmek gerekiyor.
Özellikle Hüseyin Öziri’nin gazeteci olup olmadığı üzerinden yürütülen tartışma bana şu soruyu sorduruyor: Hüseyin Öziri’nin gazeteciliği bugün mü sorgulanmaya başlandı?
Kendisi 13 yıldır cemiyetin üyesi. Altı yıl boyunca aynı yönetim çatısı altında görev yaptığı insanlar da var. Madem gazeteciliği konusunda bir soru işareti vardı, bu konu neden birlikte görev yapılırken gündeme getirilmedi? Neden başkan seçildikten sonra tartışma konusu hâline geldi?
Burada insan ister istemez şunu düşünüyor:
Bu gerçekten mesleki bir ilke meselesi mi, yoksa seçim sonucuyla birlikte ortaya çıkan bir rahatsızlık mı?
Gazetecilik yalnızca tanınmış bir kurumda çalışmakla, belirli unvanlara sahip olmakla ya da belli çevrelerce tanınmakla ölçülemez. Ben de meslek hayatım boyunca bunun farklı örneklerini yaşadım. Kaleme aldığım haberlerin, bilgim ve iznim olmadan başka internet sitelerinde yayımlandığına tanık oldum. Üstelik bu durumdan resmî olarak çalıştığım gazetenin dahi haberi yoktu.
Bu deneyim bana bir kez daha gösterdi ki gazetecilikte emek bazen görünmez hâle gelebiliyor. Oysa haber yapan, araştıran, yazan ve kamuoyunu bilgilendirmek için çalışan herkesin emeği değerlidir. Bir gazetecinin mesleki varlığını yalnızca hangi kurumda çalıştığına veya ne kadar tanındığına bakarak değerlendirmek doğru değildir.
Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti de tam olarak bu noktada herkesi kapsayan bir anlayış geliştirmeli. Farklı görüşlerden, farklı kurumlarda çalışan, mesleğe farklı yollarla emek vermiş gazeteciler aynı çatı altında kendilerine yer bulabilmeli.
Seçim sonrasında Hüseyin Öziri’yi telefonla arayarak tebrik ettim. Görüşmemizde birleştirici bir tutum sergilemek istediğini, her seçim sürecinde küçük kırgınlıkların ve fikir ayrılıklarının yaşanabileceğini ifade etti. Kendisinin bu yaklaşımını hayata geçireceğine ve yalnızca kendisine destek verenleri değil, farklı görüşteki gazetecileri de aynı çatı altında buluşturacak birleştirici bir yönetim anlayışı sergileyeceğine inanmak istiyorum.
Çünkü artık kişisel kırgınlıkların değil, mesleki dayanışmanın konuşulduğu bir döneme ihtiyaç var. Yeni yönetimin kendisine oy verenlerle sınırlı kalmadan, bütün gazetecileri kucaklaması gerekiyor. Cemiyet birkaç ismin ya da yalnızca yönetim kurulunun değil, Kocaeli’deki tüm gazetecilerin ortak çatısıdır.
Dileğim, yeni dönemin ayrıştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan bir anlayışla yürütülmesi. Sahada çalışan gazetecilerin sesinin daha fazla duyulduğu, emeğin karşılık bulduğu ve dayanışmanın güçlendiği bir dönem olsun.
Gazetecilik kimsenin tekelinde değil. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti artık sahadakilere emanet.