Gazeteciliğin en güzel yanlarından biri, bazen günlerce peşinde koştuğunuz bir haberin hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkmasıdır.
Ne bir basın toplantısında…
Ne bir makam odasında…
Ne de planlanmış bir röportajda…
Bazen bir düğünde, bazen bir cenazede, bazen de ayaküstü yapılan birkaç dakikalık samimi bir sohbetin içinde buluverirsiniz kendinizi.
Geçtiğimiz gün katıldığım bir nikâh davetinde de tam olarak böyle bir an yaşadım.
Derince Belediye Başkanı Avukat Sertif Gökçe de davetliler arasındaydı. Herkes gibi o da nikâhın mutluluğunu paylaşmaya gelmişti. Kalabalığın içinde kısa da olsa sohbet etme fırsatı bulunca, aklımdaki soruyu kendisine yöneltmeden geçmek istemedim.
Çünkü son haftalarda yerel siyasetin en çok konuşulan konularından biri hiç kuşkusuz Sertif Gökçe hakkında ortaya atılan iddialardı.
Yerel basında peş peşe haberler yayımlandı.
Kulislerde çeşitli senaryolar konuşuldu.
Sosyal medyada farklı yorumlar yapıldı.
Kimileri bunun güçlü bir ihtimal olduğunu söylerken, kimileri ise tamamen siyasi bir dedikodudan ibaret olduğunu savunuyordu.
İşte tam da bu yüzden, iddiaların merkezindeki ismi karşımda bulmuşken soruyu doğrudan kendisine yönelttim.
“Başkanım, son günlerde hakkınızda AK Parti’ye geçeceğiniz yönünde çok sayıda haber çıkıyor. Sizi yakalamışken bunu size sormak istedim. Gerçekten böyle bir durum var mı?”
Soruyu bitirir bitirmez Başkan’ın yüz ifadesi ciddileşti.
Bir an bile düşünmeden bana şu soruyu yöneltti:
“Sence ben AK Parti’ye geçer miyim?“
Ben de gazetecilik refleksiyle cevap verdim.
“Başkanım, ben bilemem. Sonuçta hakkınızda bu yönde haberler çıkıyor. Ben de sizi yakalamışken bunu doğrulatmak istedim.”
İşte tam bu noktada Sertif Gökçe son derece net ifadeler kullandı.
“Bak, ben gençlik kollarından gelmiş biriyim. Asla böyle bir durum yok. Olmaz, olamaz. Bunu aynen böyle yaz. Asla AK Parti’ye geçmeyeceğim.“
Dikkat ederseniz bu cümlelerin içinde “şimdilik”, “şu an”, “bugün için” ya da “ileride ne olur bilinmez” gibi siyasette sıkça duyduğumuz kaçamak ifadeler yoktu.
Oldukça açık, oldukça net ve tartışmaya yer bırakmayacak bir açıklamaydı.
Elbette siyaset dediğiniz alan, kesin hükümlerin çok uzun ömürlü olmadığı bir mecra.
Türk siyasetinde dün birbirini en sert şekilde eleştirenlerin bugün aynı masada oturduğunu da gördük, “asla” diyenlerin yıllar sonra farklı tercihler yaptığını da…
Bu yüzden siyaset yorumlanırken her zaman küçük de olsa bir pay bırakmak gerekir.
Ancak gazetecilikte esas olan, kulislerden çok muhatabın söylediğidir.
Kulis bilgileri önemlidir.
Dedikodular bazen gerçeğe dönüşebilir.
Bazen de tamamen gündem oluşturmak amacıyla ortaya atılmış iddialardan ibaret kalır.
Gazetecinin görevi ise bu iddiaları büyütmek değil, muhatabına sormak ve aldığı cevabı kamuoyuyla paylaşmaktır.
Ben de tam olarak bunu yaptım.
Bir dedikoduyu haberleştirmek yerine, dedikodunun merkezindeki isme sordum ve aldığım cevabı olduğu gibi aktarıyorum.
Bugün itibarıyla Derince Belediye Başkanı Sertif Gökçe’nin bana verdiği mesaj çok net:
“Asla AK Parti’ye geçmeyeceğim.“
Şimdi bundan sonra ne olur?
Siyaset yeni gelişmelere mi sahne olur?
Yoksa bu açıklama, günlerdir konuşulan iddiaların üzerini tamamen örter mi?
Bunu bugünden kestirmek mümkün değil.
Çünkü siyaset yaşayan bir organizma gibi…
Her gün yeni bir gelişme, yeni bir kulis, yeni bir hesap ortaya çıkabiliyor.
Biz gazeteciler de tam bu yüzden kulaklarımızı açık, gözlerimizi gelişmelerin üzerinde tutmaya devam ediyoruz.
Bugün not düştüğümüz bu açıklama, yarının siyasi hafızasında nasıl yer alacak, bunu zaman gösterecek.
Biz de takip etmeyi sürdüreceğiz.
Hoş sohbetlerin bazen en önemli haberleri doğurduğunu bir kez daha görmüş olduk.
İyi pazarlar…