“21’nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur?” « İzmit Pusula Gazetesi

22 Mayıs 2024 - 23:37

“21’nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur?”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“21’nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur?”
Son Güncelleme :

30 Ekim 2018 - 21:49

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu, “21’nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur? Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım. Yanlış mı söylüyorum? Ben şehidin hakkını, annenin, babanın hakkını savunuyorum. ‘Sen şehadetten ne anlarsın’ diyor sevgili Erdoğan. Ben çok şey anlarım.” dedi.

Annelerle oğulları arasında özel bir ilişki olduğuna değinen ve annelerin oğullarını askere yollarken ellerine kına yaktıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, annelere şükran borçlu olduklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Anne çocuğu için her türlü fedakarlığı yapan kimsedir. Onlar bize dil öğrettiler, güzellikler öğrettiler. Onlar bize yemeyi içmeyi, haramı, helalı öğrettiler. Annelerin hakkı ödenmez o nedenle Sevgili Peygamberimiz ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ buyurmuştur.” diye konuştu.

Türkiye’yi korumak, terörle mücadele etmek için canlarını feda eden şehitler nedeniyle bu girişi yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Tunceli’nin Nazimiye ilçesinde, yani benim ilçemde iki askerimiz donarak şehit oldu. Şehidin babasıyla konuştuğumda şu bilgiyi aldım: Hiç kimse aramamış. Mezarlıklar müdürü arıyor, ‘oğlunuz donarak öldü dolayısıyla biz mezarını hazırladık’ diye. İçimde derin bir vicdan acısı hissettim. Nasıl olur da böyle bir şey olur? 21’nci yüzyıldayız, nasıl olur da iki askerimiz donarak şehit olur? Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım. Yanlış mı söylüyorum? Ben şehidin hakkını, annenin, babanın hakkını savunuyorum. ‘Sen şehadetten ne anlarsın’ diyor sevgili Erdoğan. Ben çok şey anlarım. Bu ülke için hayatını verenlerin hangi koşullarda askerlik yaptığını çok iyi bilirim ben. Senin gitmediğin yerlere gittim ben. Eksi 35-40 derecede nöbet tutan askerlerimizle beraber oldum ben. Onlarla yemek yedim, Afrin’e gidenlerle beraber oldum ben. Ve senin bilmediğin bir şey daha yaptım ben, bu ülkenin kahraman ordusunun rütbesini benim oğlum giydi ya senin oğlun ne yaptı?”

Kendisinin ve partisinin şehitler arasında ayrım yapmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Şehit; siyasi görüşü, kimliği, dili, doğduğu yer ne olursa olsun bu ülke için hayatını vermişse başımız üstünde yeri vardır. Şehitler arasında ayrım yapmayız biz. Ama sen şehitler ayrımı yaptın.” görüşünü paylaştı.

Bu durumu ortadan kaldırmak için geçen yasama döneminde teklif verdiklerini ancak AK Parti oylarıyla kabul edilmediğini bildiren Kılıçdaroğlu, şimdi söz konusu teklifi yeniden TBMM’ye getireceklerini açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Gaziler arasında da ayrım istemiyoruz. 15 Temmuz şehitleri için para toplandı, ne oldu bu para? Neden şehit yakınlarına verilmiyor? Ne oldu sevgili Erdoğan, ne oldu bu para, bunu da mı götürdün sen? Ben şehitlerin hakkını ve hukukunu savunuyorum. Ne oldu bu para? 15 Temmuz’dan bu yana ne oldu bu para? Neden vermiyorsun şehit yakınlarına. Bir uyku tulumu da veremediniz mi bu askerlere? Kalkmış ‘benim dedem de efendim falan yerde, o da dondu.’ Onu bir tarafa bırakıyorum da 21. yüzyıldayız, elin oğlu eksi 40 derecede, eksi 50 derecede denize giriyor, kutuplara gidiyor. 2018’in Ekim ayındayız, buna isyan ediyorum. Ben o şehitlerin hakkını hukukunu ararken ben suçlanıyorum, ağrıma giden o. Sende ‘Ey Kılıçdaroğlu, haklısın, ben işi araştıracağım, bu iki askerimiz neden şehit oldu, neden dondu?’ Sen bana hak vereceğine zeytinyağı gibi üste çıkıyorsun. Senin bundan sonra üste çıkmaya hakkın da hukukun da yoktur zaten, en diplerdesin zaten.”

29 Ekim günü Dumlupınar’da olduğunu ve Yenimahalle Belediyesince yaptırılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tesislerinin açılışını yaptığını anlatan Kılıçdaroğlu, Yenimahalle Belediyesine teşekkür etti.

Milli kurtuluş savaşının zor koşullarda verildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün daha Samsun’a çıkarken cumhuriyetin temellerini oluşturmaya başladığını söyledi.

Atatürk’ün Samsun’da, Sivas’ta, Erzurum’da milli egemenlikten bahsettiğini ve 1923 seçimleri öncesindeki CHP seçim ilkelerinde, “TBMM haricinde hiçbir kuvvet, makam tanımıyorum” dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “O nedenle biz tek adam rejimine karşı çıkıyoruz, bu ilkeden dolayı karşı çıkıyoruz. Parlamentoyu ikinci sınıf bir alana hapsedip, ‘her şeyi ben bilirim’ diyen bir tek adam rejimi bizim milli kurtuluş anlayışına terstir, o nedenle biz buna onurumuzla, gururumuzla karşı çıkarız.” diye konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterim” diyerek hiçbir zaman boyunduruğu kabul etmediğini belirten Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün ayrıca “bir milletin istiklali yoksa o milletin geleceği yoktur” dediğini de hatırlattı.

Atatürk’ün 1 Kasım 1928’de TBMM açılış konuşmasında, “cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün bu sözüyle, “hiç kimse padişahın kölesi değildir, herkes eşit vatandaştır” dediğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün, “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüne de atıfta bulunarak, Atatürk’ün mecbur olmadıkça savaşın bir cinayet olduğunu söylediğini belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Biz Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken bütün bunları bilmek zorundayız. 19 Mayıs’ı kutlarken bunları bilmek zorundayız. Bu ülkenin temelinde, harcında acı vardır, göz yaşı vardır, şehitlerimizin kanı vardır. Onların bize bıraktığı mirası yüceltmek hepimizin namus borcudur.” dedi.

Cumhuriyeti kuranların, toplu iğne üretemeyen bir ülke devraldıklarına değinen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“1925’te Kayseri’de uçak fabrikasını kurdular. Denizaltının omurgasını Haliç’te inşa etmeye başladılar. Üniversiteleri yeniden inşa ettiler. Demiryollarını millileştirdiler, tütün üretimini devletleştirdiler. 8 Haziran 1929’da toprak reformu yaptılar. Osmanlı’nın, parasını basacak bankası yoktu, Osmanlı Bankası yabancılarındı, 1 Haziran 1930’da Merkez Bankasını kurdular. Atatürk budur. Atatürkçülük üretim demektir, güç demektir, kimsenin önünde boyun eğmemek demektir. Kimseye gidip ‘bana borç para verir misin’ diye yalvarıp, yakarmamaktır Atatürkçülük. Fabrikaları Anadolu’nun dört bir yanına yaydılar. 10 yılda memleketi demir ağlarla ördüler. İşte bizim cumhuriyetimiz budur. O nedenle cumhuriyet bizim için vazgeçilmezdir. Hangi cumhuriyet ama? Irak’taki, İran’daki, Libya’daki, Suriye’deki değil, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti cumhuriyeti.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin “Öldürüyorlar gazeteciyi, ellerini kollarını sallayarak başkonsolos dahil hepsi yurt dışına çıkıyorlar. Bunun adı çadır devletidir. Onurlu Türkiye Cumhuriyeti Devletinden istediğimizi yapamıyorlar. Neden? ‘Kralı kızdırırsak, bize para vermezse ne olur?’ Sen Türkiye’nin onurunu, gururunu ve haysiyetini satıyorsun.” dedi.

Cumhuriyeti kuranların Osmanlı’nın bütün borçlarını ödediklerini, fındık üreticisinden köylüye bütün kesimlerin ihtiyaçlarını dikkate alacak adımlar attıklarını, kuruluşları kurduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin yokluklar içinde kurulduğunu ancak kimseye el açılmadığını vurguladı.

Cumhuriyetin aynı zamanda kadın devrimi olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, evladını ve eşini cepheye gönderen, kendisi cephede bizzat savaşan Türk kadınının, birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı elde etmesinin doğru olduğuna dikkati çekti. Kurtuluş Savaşı’nda yer alan Türk kadınlarının isimlerini sayan Kılıçdaroğlu, hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.

İsmet İnönü’nün, Mustafa Kemal Atatürk ile Türk Hava Kurumunun (THK) Genel Kuruluna ilişkin bir konuşmasını anlatan Kılıçdaroğlu, İnönü’nün, THK’nin hesaplarında sadece 40 para (1 kuruş) oynadığı için büyük bir tepki gösterdiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, “İşte Cumhuriyeti böyle kurdular, o nedenle demiryollarını, TEKEL’i, limanları millileştirdiler. Paralarını, Osmanlı’nın borcunu da son kuruşuna kadar ödediler. Kimseye el avuç açmadılar. Vatandaştan alınan her kuruşun hesabını verdiler. Böylesine onurlu bir cumhuriyeti inşa ettiler ve bize devrettiler. Biz de çocuklarımıza onurlu bir cumhuriyeti teslim etmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, cumhuriyeti kuranların asla ve asla ellerini harama uzatmadıklarını, her kuruşun hesabını verdiklerini vurguladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta AK Parti Grup toplantısında Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklamalarda bulunacağını belirttiğini ancak “hikaye anlattığını” ileri sürdü.

Erdoğan’ın, söz konusu konuşmasında Kaşıkçı cinayetine ilişkin yönelttiği soruları eleştiren Kılıçdaroğlu, “Bunları söyleyen ülkedeki tek adam. Her şeyden sorumlu olan bir kişi. Bütün bu cinayetten haberi olan bir kişi.” dedi.

Kaşıkçı’nın nişanlısının aradığı Yasin Aktay’ın sözlerini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Yasin Aktay emniyete, istihbarata, Cumhurbaşkanlığına haber verdim, diyor. Ses kayıtlarını bize dinletmiyorlar. 81 milyon bilmiyor. Oradan geliyorlar, basıyorlar tuşa. Cinayetin nasıl işlendiğinin ses kayıtlarını dinletiyorlar. Sen bu soruları soruyorsun, bu katillerin elini kolunu sallayarak yurt dışına gitmesine niye, hangi gerekçeyle izin verdin? Üstelik bunların hiçbirisinin, başkonsolosun da dokunulmazlığı yok. Bir cevap yok, beni suçluyor: ‘Kılıçdaroğlu, parayı seviyor’ diye. Pes vallahi, paramız pulumuz onun kadar olsa hadi bana söylersin de… Benim parayla pulla işim yok sevgili Erdoğan, o senin işin. Benim yeşil dolarla da işim yok, o da senin işin. Ne benim, ne de benim ailemin işi. Bizim parayla, pulla, haramla, kul hakkıyla yakından uzaktan bir kuruşluk, bir paralık hesabımız olmaz ve yoktur da…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı İlnur Çevik’in “…Kraliyet ailesine dostluğunu gösterip olayı fazla deşelemeden, aksine iyi niyetle adımlar atarak Kral Selman’a yardımcı oluyor.” şeklindeki ifadelerini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Cinayet işlenmiş, bir gazeteci öldürülmüş, olayı fazla deşelemeden yardımcı oluyor… İşte bu yüzden Kral Selman Cumhurbaşkanı’na teşekkür ediyor. Ne kadar teşekkür etse azdır. Bir cinayetin üstünü kapatmak bundan daha iyi olabilir mi?” dedi.

Türkiye ve dünyada konsolosluklarda işlenen suçlarda atılan adımlardan örnekler veren Kılıçdaroğlu, güvenlik gerekçesiyle yaşanan olaylarda konsolosluklara müdahale edildiğini ve suç faillerinin Türkiye’de yargılandığını anlattı. Kılıçdaroğlu, “Bizde cinayet belli, failler belli, katiller geliyor, haberleri var, ses kayıtları var. Öldürüyorlar gazeteciyi, ellerini kollarını sallayarak başkonsolos dahil hepsi yurt dışına çıkıyorlar. Bunun adı çadır devletidir. Onurlu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden istediğimizi yapamıyorlar. Neden? Kralı kızdırırsak, bize para vermezse ne olur? Sen Türkiye’nin onurunu, gururunu ve haysiyetini satıyorsun.” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranların onurları ve haysiyetleriyle hareket ettiklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bu devletin başkanları uçan saraylara binmediler, hediye uçak almak için kırk tane takla atmadılar. Onurlarıyla haysiyetleriyle mücadele ettiler. Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru, haysiyeti incinmiştir. Katillerin serbest bırakılması affedilecek bir olay değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onurunu inciten kişinin, o makamdan onuru, haysiyeti varsa derhal ayrılması lazım.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanlara emeklilik hakkı verilmesi halinde bunun maliyetinin 750 milyar lira olacağına ilişkin ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Bu konuda sorun yaşayan insanların haklarını aradıklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, söz konusu sorunu yaşayan vatandaşlara “bunlar türedi” ifadesini kullandığını savundu. Kılıçdaroğlu, “Vicdanı olan her vatandaşıma soruyorum, hak arayan birisine Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan birisi nasıl ‘türedi’ der? Bu, insan ve hakkını arıyor. Sen 46 yaşında emekli oluyorsun, o da ‘Ben de emekli olayım.’ dediği için ‘türedi’ oluyor, öbürü beyefendi oluyor. Kendi vatandaşına ‘türedi’ diyen dünyada tek kişi var, o da Erdoğan. 46 yaşında emekli olacaksın, hem Cumhurbaşkanlığı hem emekli aylığını alacaksın, bu da yetmiyor 2019’da maaşına yüzde 26 zam yapacaksın? Hani Kurtuluş Savaşındaydık, ekonomik savaştaydık? Kendi kendisine zam yapıyor. Allah gözünüzü doyursun, vicdan sahibi olan bunu nasıl kabul eder?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Suriyeli mültecilere 35 milyar dolar harcandığını, emeklilikte yaşa takılanların “türedi değil hak arayan vatandaşlar olduklarını” ifade etti.

AK Parti iktidarlarının Sosyal Güvenlik Kurumunu batırdıklarını ileri süren Kılıçdaroğlu, Sayıştay raporlarının bu durumu ortaya koyduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, kurumun birçok yerden borçlarını alamadığını, borçların bir kısmının zaman aşımı nedeniyle alınamadığını, bazı bakanlıkların bile SGK’ye borcunu ödemediğini belirterek, kurum müfettişlerinin yazdığı 1313 raporun da işleme konulmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Kalkıyorsunuz siz emeklilikte yaşa takılanlara ‘türedi’ diyorsunuz. Bu paraları niye toplamıyorsunuz, neden almıyorsunuz? Bunların cevabını veremezler. Yurt dışındaki bir avuç tefeciye 158 milyar dolar faiz ödediler. Ayrıca sadece bu yıl ağustos ayına kadar 8 milyar 470 milyon dolar da ayrıca faiz ödediler. Bu ülkenin parası bu. Maaşına yüzde 26 zam yapıyorsun. Ev kirası, araba parası, dolmuş parası, su, elektrik, yemek parası yok. Her şeyin bedava maaşına yüzde 26 zam yapıyorsun, emeklilikte yaşa takılan diyor ki ‘benim hakkımı da teslim et’. Sen ‘türedi’ diyorsun. Akıl, mantık var. Peki ayda 1606 lira alan asgari ücretli nasıl geçinecek? Vallahi bunların yatacak yerleri yok.”

İstanbul Havalimanının açıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, yatırımlara ilişkin her türlü hesabın millete verilmesi gerektiğine işaret etti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Erdoğan’ın cevaplaması için 3 tane soru soracağım. Yanına istiyorsa doktorunu da alabilir. Bence sakıncası yok.

Hangi gerekçeyle sözleşme hükümleri değiştirilerek 4,5 milyar avro finansman garantisi verilmiştir? Eğer bu garantiyi baştan verseydiniz, belki başkaları da girecekti ihaleye.

En geç Haziran 2013’te havalimanı yeri teslim edilecekti, yer teslimi 2 yıl gecikti. Bu gecikme nedeniyle kamunun zararı 2 milyar 90 milyon avro. Bu para ödendi mi? Ödenmediyse ne zaman ödecek?

Şartname ve sözleşmeye göre havalimanı denizden 90 metre yükseklikte olması lazım. Bir gerekçeyle 90 metreyi 60 metreye düşürdünüz. Buradan müteahhitin karı 1 milyar 350 milyon avro.”

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de hapishanelerde sadece işçilerin değil, gazeteciler, avukatlar ve akademisyenlerin bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Ama parası olanlara hiçbir şey olmuyor. Bastırıyorsun parayı savcı bile senin adını sormuyor. Siyasi gücün varsa, bakan, cumhurbaşkanı, eski milletvekili yakın akraban varsa kimse sana dokunmuyor. Dış güçler varsa ve güçlülerse talimat veriyorlar kendi adamlarını çıkarıyorlar. Merkel çıkarttı, Fransa Cumhurbaşkanı ve en son Trump çıkarttı. Ne diyordu, ‘Bu fakir bu görevde olduğu sürece sen bu teröristi alamazsın.’ O fakir değildi zaten, köşeyi dönmüştü. Can yerinde duruyor ama terörist dediğin adam gitti. İçeride efeleniyordu, ‘Ey Trump’ diyordu, şimdi ‘Emret Trump’ diyor. Atalarımız büyük lokma ye, büyük söz etme diyor.”

Ekmek üreticilerinin sorunlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, 2002’de 4 kilogram buğdaya karşılık 1 litre mazot, şu anda ise 6 kilogram buğdaya karşı 1 litre mazot alınabildiğini belirtti. Fırıncıdan ekmeğe zam yapmamasının istendiğini, bu nedenle fırıncıların iflas etmeye başladığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Ortada hükümet yok. Anayasa değişikliği ile hükümet bitti. Bir adam var. Sesini duyurdun duyurdun, yoksa yat aşağı.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, hükümetin doğal gaza, ulaşıma, akaryakıta zam yaptığını ifade ederek, “AK Parti demek yoksulluk, yasaklar, israf, işsizlik, enflasyon, talan ve yalan demektir.” dedi.

İçişleri Bakanlığının 11 Ekim 2018 tarihli ürün fiyat artışlarına sınırlama getiren genelgesine de değinen Kılıçdaroğlu, yasakla ve tehditle çözüme ulaşılamayacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, ekonomik krizden çıkış için CHP’nin önerilerinin dinlenmesinin yeterli olduğunu sözlerine ekledi.

Öte yandan, grup toplantısı öncesinde, İrfan ve Emine Güner çifti, Bolu’daki 4 parsel arsalarının tapusunu CHP’ye hediye etti. Tapuları Kemal Kılıçdaroğlu’na veren Emine Güner, “Ulu Önder Atatürk’ün partisinin Genel Başkanına 4 parsel tapuyu takdim ediyorum.” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu da Güner çiftine günün anısına plaket takdim etti.

YORUM YAP