AK PARTİ GRUP TOPLANTISI… « İzmit Pusula Gazetesi

2 Mart 2024 - 09:52

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI…

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bugün 32’nci gününe giren Zeytin Dalı Harekatı’nda görev alan tüm güvelik güçlerine Allah’tan başarı diledi.

AK PARTİ GRUP TOPLANTISI…
Son Güncelleme :

20 Şubat 2018 - 21:24

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Adım attığımız her yerin bundan sonra güvenli olarak kalması bizim için çok önemli. Aynı şekilde sahada belirli hazırlıkların da yapılması zaman alıyor. Önümüzdeki günlerde çok daha hızlı bir şekilde Afrin şehir merkezinin kuşatmasına geçilecektir.” dedi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bugün 32’nci gününe giren Zeytin Dalı Harekatı’nda görev alan tüm güvelik güçlerine Allah’tan başarı diledi.

Bu sabah itibarıyla şu ana kadar bin 715 teröristin etkisiz hale getirildiği operasyonda, 32 şehit bulunduğunu bildiren Erdoğan, harekatın hem güvenlik güçlerinin hayatını riske atmamak hem sivillere hassasiyetle hareket edildiği için yavaş ilerlediğinin görülebildiğini söyledi.

Erdoğan, “Ama şu gerçeği kimsenin unutmaması lazım. Biz oraya önümüze geleni yakıp yıkmak için gitmedik. Biz orayı halen ülkemizde yaşayan yüz binlerce bölge halkı için güvenli ve yaşanılabilir bölge olabilmesi için bu hale getirmek için girmiş bulunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Adım atılan her yerin bundan sonra güvenli olarak kalmasının çok önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, “Aynı şekilde sahada belirli hazırlıkların da yapılması zaman alıyor. Önümüzdeki günlerde çok daha hızlı bir şekilde Afrin şehir merkezinin kuşatmasına geçilecektir. Böylece hem şehre ve bölgeye dışarıdan gelen yardımların önü kesilecek hem de terör örgütünün kimseyle pazarlık yapabilme imkanı kalmayacaktır.” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’yi güneyinde oluşturulacakları terör koridoruyla çevrelemeye ve esir almaya kalkanlara, bu işin öyle kolay olmadığını göstermekte kararlı olduklarını vurguladı.

“Türkiye’nin ve Türk milletinin kırmızı çizgilerini yok sayanlara, gerekiyorsa alınlarının ortasına bu çizgileri nakşederek var olduğumuzu göstermek boynumuzun borcudur.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Birileri Osmanlı tokadının ne olduğunu soruyormuş. Bu soruyu soranlar, bizim tarihçilerimize itibar etmezler de en azından Batılı tarihçilerin yazdıkları Osmanlı tarihiyle ilgili kitapları okusunlar. Dedelerinden veya onların babalarından, Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de veya diğer cephelerde savaşmış olanlar varsa onlara sorsunlar, Osmanlı tokadının ne olduğunu. Daha da merak ediyorlarsa buyursunlar Afrin’e gelsinler. Bu tokadın, hak edenden başka kimseye atılmadığını da sorup soruşturup öğrensinler. Bu aziz milletin geçmişinde ne sömürge lekesi ne de soykırım ayıbı vardır. Kendini savunurken bile vicdanını ve ahlakını kaybetmeyen bir millete aksi yönde ithamlarda bulunmak bühtandır.”

Erdoğan, şu anda da Zeytin Dalı Harekatı’nı gölgelemek için pek çok yalan ve iftiranın ardı ardına ortaya atıldığına dikkati çekerek “Gerek Anadolu Ajansımız gerek Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüz gerekse diğer medya kuruluşlarımızın hepsi de bu yalanları süratle ortaya çıkartarak iftiracıları hakikatlerle terbiye ediyorlar. Bizi kendileriyle karıştıranların riyakarlıklarını ifşa etmeyi de bu büyük mücadelenin bir parçası olarak görüyor ve önemsiyoruz.” ifadesini kullandı.

Tüm vatandaş ve dostlardan Türkiye’ye yönelik bu tür iftiraları tespit edip doğruları ortaya koyarak etkisiz hale getirmelerini beklediklerine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türkiye, askeri operasyonları daima en son ihtimal olarak, adeta mücbir sebep olarak, görmüş ve kullanmıştır. Yıllarca Suriye’deki terör örgütlerinden, ülkemize yönelen tehditlerin, ülkenin kendi dinamikleri ve uluslararası koalisyonun gücüyle önlenmesini bekledik. Baktık ki bu tehditler azalacağı yerde sürekli artıyor ve sınırlarımızı aşıp, topraklarımızın içinde bize zarar veriyor. Artık harekete geçmekten başka çare görmedik, göremedik.

Fırat Kalkanı Harekatı’ndan sonra teröristlerden arındırdığımız bölge, hem bizim hem oranın asli sahipleri için huzur ve güven ikliminin hakim olduğu yer haline geldi. Dikkat ederseniz bu harekattan sonra ülkemizin içindeki DEAŞ kaynaklı saldırılar da adeta ortadan kalktı. Afrin’de, İdlib’de de, Münbiç’te de aynısı olacaktır. Tel Abyad’dan Kamışlı’ya kadar sınırlarımız boyunca her yerde aynısı olacaktır. Hem oralardaki kardeşlerimizin geleceği hem de kendi güvenliğimiz için tek bir terörist kalmayıncaya kadar, şu veya bu şehirle sınırlı olmaksızın bölgenin tamamındaki mücadelemiz sürecektir.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sahadaki operasyonlarımızı kesintisiz devam ettireceğiz. Öte yandan sadece belli bir kesimle değil Suriye meselesinin tüm taraflarıyla kesintisiz iletişim halinde olmaya çalışıyoruz.” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bulunduğu hiçbir yerde zulüm, baskı, korku ve sefalet olamayacağını ifade etti.

“Bizim olduğumuz yerde eman vardır, güven vardır, adalet vardır.” diyen Erdoğan, Suriyelilerin bunu bildikleri için Türkiye’ye kucak açtığını belirtti.

Türkiye’nin varlığından sadece terör örgütleri ve onları destekleyen güçlerin hoşnutsuz olduğuna işaret eden Erdoğan, bölge halkının Türkiye ile ilgili en küçük bir sıkıntısının, sorununun, tepkisinin söz konusu olmadığının altını çizdi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii sahadaki varlığımızı etkin bir şekilde sürdürürken diplomasinin imkanlarını da asla ihmal etmiyoruz. Geçmişte ülkemize ne kadar yalan söylenmiş, verilen sözler ne kadar tutulmamış olsa da muhattaplarımızla diyaloğu hiçbir zaman kesmemeye özen gösterdik. Bize, ‘Terör örgütlerine silah vermiyoruz’ dedikleri anda bile silah teslimatlarının yapıldığını belgelediğimiz halde, büyük bir pişkinlikle iddialarını sürdürdüklerini görmekten elbette üzüntü duyuyoruz. Biz, bütün video kayıtlarıyla beraber bu tespitlerimizi kendilerine tek tek gösterdik. Bunlar kimin askeri? Bunlar batıdan geldi. Bunlar Suriyeli değil. Bunlar bizim askerimiz değil. Bunlar işte sizin askerleriniz, bak sizin bayrağınız, sizin kokartlarınız. Hala ‘yok’ diyorsunuz. İşte buyur, sizin zırhlı taşıyıcılarınız, sizin tanklarınız, toplarınız. Bunlar buraya havadan zembille inmedi. İşte bunlar buraya 5 bin tırla taşındı, 2 bin kargo uçakla buraya geldi. Şimdi burada bunlar kime karşı kullanılıyor? Önemli olan bu. Biz bunları biliyoruz, görüyoruz. Onun için de madem ki stratejik ortağız, sizi de uyarıyoruz. Bunları tespit edip yüzlerine vurduğumuz yanlışları karşısında bize, ‘Üç, beş gün içinde çözeceğiz. Üç, beş hafta içinde çözeceğiz’ dedikleri halde hala aynı işleri yaptıklarını görmekten dolayı üzüntünün ötesinde öfkeliyiz.”

Erdoğan, Türkiye’nin diyalog yollarını açık tuttuğunu ve muhataplarıyla görüşmeleri sürdürdüğünü belirterek, “Diyalog yollarını kapatmayı da asla düşünmüyoruz. Geçtiğimiz günlerde pek çok muhatapla, çeşitli seviyelerde görüşmeler yapıldı, yapılıyor. Önümüzdeki dönemde de bu görüşmeler sürecektir. Aynı şekilde sahadaki operasyonlarımızı da kesintisiz devam ettireceğiz. Öte yandan sadece belli bir kesimle değil, Suriye meselesinin tüm taraflarıyla kesintisiz iletişim halinde olmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile dün Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken telefonla görüştüğünü aktaran Erdoğan, muhataplarıyla hem Suriye hem de diğer ikili meseleleri konuştuklarını bildirdi.

Diğer ülkelerin liderleriyle de her fırsatta bizzat görüştüğünü anlatan Erdoğan, “Sözün gücünü en iyi biz biliriz. Sahadaki varlığımızla sözümüzün gücünü birleştirerek, hem kendimiz hem de kardeşlerimiz için en iyisini, güzelini, doğrusunu başarmanın çabası içindeyiz.” dedi.

Türkiye’nin coğrafi konumu itibariyle çok yönlü politikalar geliştirmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Türkiye her hal ve şart altında çok yönlü bir politika izlemek mecburiyetindedir. Çünkü biz yıllarca birlikte yaşadığımız güneyimizdeki komşularımızla, kardeşlerimizle hala çok yakın ilişkilere ve bunun gerektirdiği sorumluluklara da sahibiz. Bu bakımdan Ortadoğuluyuz. Aradan bir asır geçmiş olmasına rağmen, bugün Kuzey Afrika’yı boydan boya geçen herkes bizden oralarda bir parçaya rastlar. Dolayısıyla biz aynı zamanda Kuzey Afrikalıyız. Aynı zamanda Orta Afrikalıyız. İşte hafta başı inşallah oralara dört ülkeyi kapsayacak bir seyahate çıkıyoruz.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kafkasya’dan başlayıp, yukarıda Sibirya’ya, doğuda Japon Denizi’ne, aşağıda Hindistan’a kadar olan geniş coğrafyada ecdadımız yıllarca hüküm sürmüştür. Demek ki biz diğer hususiyetlerimizin yanı sıra, tarihi olarak da Orta Asyalıyız, Güney Asyalıyız. Kimi zaman Doğu Avrupa üzerinden, kimi zaman Balkanlar üzerinden ulaştığımız hep daha ilerisine gitmeyi hedeflediğimiz Avrupa da bizim yurdumuz olmuştur. Bu da bizim aynı zamanda Avrupalı olduğumuzu da gösterir. Dünyada böylesine geniş bir sahada varlık göstermiş, temel atmış, eser ve iz bırakmış bir başka millet yoktur. Tarihe baktığımız zaman yaklaşık 18 milyon kilometrekarelik bir alanda hükmetmiş bir ecdada sahibiz. Onun bize yüklediği bir miras, sorumluluk var. Bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Üstelik bunları söylerken milattan önceki tarihlerden de bahsetmiyorum. Daha birkaç asır öncesini konuşuyorum. Bugün bizi her kim neresi olursa olsun, ‘Sizin burada ne işiniz var’ diye eleştiriyorsa bilin ki bizim orada olmamız şarttır. Zaten bizim olmamamız gereken hiçbir yerde de biz bulunmayız.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Adeta bir orta oyununa, tiyatro müsameresine dönen bu rezilliği bitirmek yerine daha ileriye taşıyanlar kimseye değil sadece kendi itibarlarına darbe vurduklarını bilmelidirler. Bu gidişle dünya üzerinde böylesine iki yüzlü, yalancı, düzenbaz bir ülkeye güvenip de yol yürüyecek, ortak politika izleyecek devlet kalır mı, bilemiyoruz. Daha bize söylediklerinin yankısı dinmeden arkalarını dönüp bambaşka sözler edenlere bizim vereceğimiz değer de işte bu kadar olur. Türkiye olarak sınırlarımız boyunca ve sınırlarımız içinde başımıza musallat edilen terör örgütleriyle öyle veya böyle baş eder hepsinin de hakkından Allah’ın izniyle geliriz.” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, son dönemlerde Avrupa ülkelerinde artan İslam ve Türk düşmanlığı dalgasının gerisinde, bu kıtada yaşayan ve sayıları 5 milyonu geçen Türk vatandaşlarının yükselişinden duyulan korkunun bulunduğunu belirtti.

Türk vatandaşlarının yaşadıkları ülkelerin maddi, beşeri ve kültürel zenginliğine katkıda bulunmaktan başka bir şey yapmadığını ifade eden Erdoğan, buna rağmen düşman oklarının onlara yöneliyor olmasının, Avrupa değerlerinin içinin hızla boşaldığını gösterdiğini dile getirdi.

Erdoğan, 60-70 yıldır Avrupa’da yaşayan bu kişilerin güvenliği, huzuru, esenliği ve haklarının korunmasının Türkiye’nin namusu olduğunu vurgulayarak, bu vatandaşların gittikleri ülkelere emanet edildiğini, bu emanete gerektiği gibi sahip çıkılmasını sağlamanın, Türkiye’nin en başta gelen görevi olduğunu bildirdi.

Bu vatandaşların Avrupa’da herkese tanınan çalışma, eğitim, kültür, ibadet haklarını kullanmalarından daha tabii bir şey olamayacağına fakat oradaki vatandaşların, ibadethaneleri ve okullarının kundaklandığına, aralarında şehit edilenler olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa’daki ve dünyanın her köşesindeki vatandaşlarımız müsterih olsunlar, arkalarında tüm gücüyle, imkanlarıyla, kurumlarıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti vardır ve olacaktır. Suçlu dahi olsa kendi vatandaşları için dünyayı ayağa kaldıran hiç kimsenin de Türkiye’nin bu hassasiyetinden rahatsız olmasını kabul edemeyiz. Dün faşizm ve komünizm gibi ideolojilerle sınanan dünya, bugün terörizm imtihanındadır. Açık konuşmak gerekir ki istisnalar hariç dünya bu imtihanı başarıyla veremiyor. Demokrasinin safında olduğunu iddia eden ülkelerin, son çeyrek asırdır terör yöntemlerini kullanan örgütler ve gruplar karşısında sergiledikleri ikircikli politika, artık gizlenemez hale gelmiştir. Eğer bir ülkede, üstelik de resmen terör örgütü olarak tanınan bir yapının mensupları, sırf kendileri gibi düşünmüyor, davranmıyor diye, masum insanlara şiddet uygulayabiliyorsa orada sözün bittiği yere gelinmiştir. Pek çok Avrupa ülkesinde, bölücü terör örgütü mensubu yandaşlarının yaptıkları işte budur. Meşru bir ülkenin askerleri, diplomatları, sivil görünümlü görevlileri terör örgütlerinin kamplarında görüntü vermekte, onları destekleyen açıklamalar yapmakta mazur görmüyorsa vay dünyanın haline.”

Erdoğan, terör örgütünün adını eğip bükerek açıkça itiraf ettikleri gibi onların üzerinde imaj çalışması yaparak gerçekleri gizlediklerini sananların, sadece kendilerini kandırdığını aktardı.

Ne terör örgütünün asıl kimliğini inkar ettiğini ne de başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelerin bu gerçeği her seferinde ortaya sermekten geri durduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Adeta bir orta oyununa, tiyatro müsameresine dönen bu rezilliği bitirmek yerine daha ileriye taşıyanlar kimseye değil sadece kendi itibarlarına darbe vurduklarını bilmelidirler. Bu gidişle dünya üzerinde böylesine iki yüzlü, yalancı, düzenbaz bir ülkeye güvenip de yol yürüyecek, ortak politika izleyecek devlet kalır mı bilemiyoruz. Daha bize söylediklerinin yankısı dinmeden arkalarını dönüp bambaşka sözler edenlere bizim vereceğimiz değer de işte bu kadar olur. Türkiye olarak sınırlarımız boyunca ve sınırlarımız içinde başımıza musallat edilen terör örgütleriyle öyle veya böyle baş eder hepsinin de hakkından Allah’ın izniyle geliriz. Palazlandırılan, cesaretlendirilen, teçhiz edilen bu terör örgütleri, faaliyetlerini başka yerlere doğru genişlettiklerinde işin rengi çok değişecektir. Kendilerine suni bir güvenlik ve refah dünyası kuranlar terör örgütlerinin saldırılarına muhatap olduklarında aslında bir sırça sarayda oturduklarını çok çabuk anlayacaklardır. ”

Geçen yıllarda, DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki yapılarıyla irtibatlı görülen 60 bininin üzerinde yabancıya Türkiye’ye giriş yasağı konulduğunu, 6 binin üzerinde yabancının da sınır dışı edildiğini anımsatan Erdoğan, “Bu ne demektir biliyor musunuz? Çoğunluğu özellikle bu suni güvenlik ve refah dünyası içerisinde yaşanan ülkelerde olmak üzere bu kadar potansiyel DEAŞ’lı yaşıyor, faaliyet gösteriyor demektir. Buna bir de PKK’lısından ırkçı terör örgütlerine kadar diğer tehlikeli yapıları ekleyin, işte o zaman karşımıza adeta patlamaya hazır bir bombanın çıktığını görürüz.” dedi.

Erdoğan, kim bu tehlikenin en erken farkına varırsa onun en az zararla, bu işten çıkacağına işaret ederek, zaten bu tehlikenin farkına varan ülkenin, ilk yapacağı işin gelip Türkiye ile iş birliği yollarını aramak olacağını ifade etti.

Bu durumun en kötü tarafının ise kimi ülkelerin, gerçek tehdidin farkına varamayıp meseleyi yine ırkçılık, yabancı ve İslam düşmanlığı gibi sığ korkulara bağlamaya çalışması olduğunun altını çizen Erdoğan, “Biz, ikaz görevimizi şimdiden yerine getiriyor, müttefiklerimizi, dostlarımızı iş birliği yaptığımız ve yapmadığımız tüm ülkeleri bu büyük tehdit konusunda uyarıyoruz. Bugün, terörizme yüz vermeyin, kucak açmayın ki yarın kendinize korku içinde saklanacak yer aramayın. Yaşadığımız tecrübeler ışığında daha bundan fazla ne denebilir, onu da bilmiyoruz. Türkiye’nin terörle artarak sürecek ve Allah’ın izniyle mutlaka ve mutlaka zaferle neticelenecektir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son günlerde ardı ardına karşımıza çıkan, çocuklara yönelik alçakça saldırılarla ilgili haberler bizi bu sorumluluklarımız konusunda düşünmeye, kendimizi sigaya çekmeye yöneltmelidir. Her ne kadar genellikle istismar sözüyle ifade ediliyorsa da çocuklara yönelik bu alçaklıklar istismar değil, alenen izmihlaldir, toplumumuzu çöküşe götürecek birer dinamittir, alçaklıktır.” dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, çocuk istismarına değindi. Erdoğan, çocuk istismarına karşı idari tedbir ve yasal düzenlemeleri en kısa sürede hayata geçireceklerini bildirdi.

Son günlerde bu konudaki haberlere dikkati çeken Erdoğan, “Canımızdan birer parça olan bu masumların sadece yaşatılması, yetiştirilmesi değil, her türlü tehdit ve tehlikeden korunması da bizlerin sorumluluğundadır. Son günlerde ardı ardına karşımıza çıkan, çocuklara yönelik alçakça saldırılarla ilgili haberler bizi bu sorumluluklarımız konusunda düşünmeye, kendimizi sigaya çekmeye yöneltmelidir. Her ne kadar genellikle istismar sözüyle ifade ediliyorsa da çocuklara yönelik bu alçaklıklar istismar değil, alenen izmihlaldir, toplumumuzu çöküşe götürecek birer dinamittir, alçaklıktır. Böyle bir duruma asla kayıtsız kalamayız, göz yumamayız.” ifadesini kullandı.

Dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında da konunun etraflıca ele alındığına değinen Erdoğan, gerek Adana’da gerek Antalya’da yaşanan olayların kendilerinde ciddi yaralar açtığını söyledi.

“İnsanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören bir medeniyetin mensupları olarak çocuklar konusundaki hassasiyetimizi mutlaka eğitimden yasaların uygulanışına kadar her düzeyde ortaya koymak mecburiyetindeyiz.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dün Beştepe’deki başkanlığımda toplanan Bakanlar Kurulunda, bu meseleyi detaylı bir şekilde ele aldık. Gerek kanunların kendilerinde gerek uygulamada olan boşlukların giderilmesi gerek ailelerden okula kadar tüm kanalları kullanarak bu konudaki bilincin artırılması hususunda bir çalışma başlattık. Konuyla ilgili 6 bakan arkadaşımız hemen çalışmaya başladılar. Bu heyetimiz çok kısa bir süre içerisinde yaptıkları değerlendirmeler ışığında geliştirecekleri çözüm tekliflerini Sayın Başbakan’a ve şahsıma getireceklerdir. Ardından meseleyi ilk Bakanlar Kurulu’nda tekrar görüşüp idari tedbirleri ve yasal düzenlemeleri derhal hayata geçireceğiz. Burada caydırıcı olması bakımından en ağır cezai müeyyideler neyse bu cezai müeyyideler de kesinlikle alınacaktır. Bunun adımlarını da atacağız.”

Bu tür konuların beklemeye, uzatmaya, uzun uzun toplantılarla sürdürülmeye tahammülü olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı ve etkin çözümlerin peşinde olduklarını bildirdi.

Erdoğan, bu tür suçları işleyenlerin, kesinlikle infaz sistemindeki tüm indirimlerin, tüm kolaylıkların dışında tutulmasının da şart olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Milletimizin gözünde bir çocuğun bedeninde ve ruhunda açılan yaralar bir insanı taammüden öldürmekte aynıdır, bu böyle bilinsin. Dolayısıyla bu tür suçlara verilen cezaların ve infazının da hissiyatımıza uygun olması gerekir. İnşallah en kısa sürede bu meseleyi hem inancımızın gerekleriyle hem milletimizin değerleri ve beklentileriyle mütenasip bir şekilde çözüme kavuşturacağız.”

YORUM YAP