Bir siyasi liderin, yargı kararlarını eleştirmesi, adil yargılanma hakkını savunması veya tutukluluk süreçlerine itiraz etmesi demokratik siyasetin doğal bir parçasıdır. Ancak sorun, bu itirazın ötesine geçilip belirli isimlerin iktidar değişikliğiyle birlikte özgürlüğüne kavuşacağının peşinen ilan edilmesidir.
Çünkü hukuk devletinde insanların özgürlüğü seçim sonuçlarına değil, bağımsız mahkemelerin kararlarına bağlı olmalıdır.
Kılıçdaroğlu’nun yıllardır Demirtaş ve Kavala başta olmak üzere çeşitli davalardaki tutukluların serbest bırakılması gerektiğini savunduğu biliniyor. Daha önce de benzer açıklamalar yaparak bu isimlerin özgürlüğüne kavuşması gerektiğini dile getirmişti.
Ancak burada kritik soru şudur: Bir siyasi parti iktidara geldiğinde mahkemelerin yerine mi geçecektir?
Eğer ortada hukuksuzluk olduğu düşünülüyorsa, çözüm bağımsız yargının güçlendirilmesi, adil yargılamanın sağlanması ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesidir. Fakat belirli isimlerin isim isim sayılarak “iktidarımızda hapiste kalmayacaklar” denmesi, ister istemez yargı kararlarının siyasi iradeyle şekilleneceği algısını doğurmaktadır.
Toplumun bir kesimi bu sözleri “adalet vaadi” olarak görebilir. Ancak başka bir kesim de aynı sözleri “siyasi müdahale vaadi” olarak yorumlayabilir. Nitekim geçmiş yıllarda benzer açıklamalar kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açmış, özellikle Demirtaş ve Kavala üzerinden yürüyen siyasi polemikler seçmen nezdinde farklı tepkiler doğurmuştur.
Muhalefetin en büyük iddialarından biri, Türkiye’de yargının siyasetin etkisinden kurtarılması gerektiğidir. O halde siyasi aktörlerin de yargı süreçleri konusunda daha dikkatli bir dil kullanması gerekir. Çünkü hukuk devleti, “bizim iktidarımızda çıkacaklar” anlayışıyla değil, “mahkemeler bağımsız karar verecek” ilkesiyle güçlenir.
Sonuç olarak Kılıçdaroğlu’nun açıklaması, destekçileri açısından bir özgürlük ve adalet mesajı olarak değerlendirilebilir. Ancak eleştirel açıdan bakıldığında, belirli davalar hakkında peşin hükümler içermesi ve yargı süreçlerini siyasi iktidar değişimine bağlayan bir görüntü oluşturması nedeniyle tartışmalı bir çıkış olarak kayıtlara geçmiştir.