Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin en köklü siyasi partisidir. Kurtuluş Savaşı’nın içinden çıktı, Cumhuriyet’in kuruluşuna öncülük etti ve yüz yılı aşan tarihi boyunca birçok siyasi kriz yaşadı. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, CHP’nin enerjisini iktidar mücadelesinden uzaklaştırıp kendi iç hesaplaşmalarına yöneltti.
2023 yılında yapılan CHP Kurultayı’nda delegeler tercihini yaptı. Özgür Özel genel başkan seçildi, Kemal Kılıçdaroğlu ise seçimi kaybetti. Demokratik siyasette kazanan kadar kaybedenin de sandıktan çıkan sonuca saygı göstermesi gerekir. Ancak kurultayın ardından başlayan süreç CHP’nin gündemini uzun süre meşgul etti.
Kurultayla ilgili açılan davalar, yapılan itirazlar ve devam eden mahkeme süreçleri parti içindeki ayrışmayı daha da büyüttü. CHP’nin konuşması gereken ekonomi, emekliler, işsizlik ve hayat pahalılığı gibi konular geri planda kaldı. Kamuoyu ise günlerce CHP’nin kendi iç tartışmalarını izledi.
Siyasi partilerde görüş ayrılıkları olabilir. Genel başkanlar değişebilir. Delegeler farklı tercihler yapabilir. Ancak bu tür anlaşmazlıkların çözüm adresi öncelikle parti organları ve kurultaylardır. Kurultayda ortaya çıkan iradenin ardından yaşanan tartışmalar, CHP’nin kamuoyu önündeki görüntüsüne zarar verdi.
Sürecin en dikkat çekici noktalarından biri de CHP Genel Merkezi çevresinde yaşanan gelişmeler oldu. Mahkeme kararları ve hukuki girişimlerin ardından polis ekiplerinin CHP Genel Merkezi’ne gelmesi, birçok partili tarafından rahatsızlıkla karşılandı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasi partisinin adının mahkeme dosyaları ve polis görüntüleriyle birlikte anılması, parti tabanında da tartışma yarattı.
Elbette herkes yasal haklarını kullanabilir. Hukuki yollar demokrasinin bir parçasıdır. Ancak siyasetin sadece hukukla değil, toplumsal algıyla da şekillendiği unutulmamalıdır. CHP seçmeni bir yandan iktidara alternatif olacak güçlü bir muhalefet görmek isterken, diğer yandan parti içindeki bitmeyen çekişmelerle karşı karşıya kaldı.
Bugün gelinen noktada tartışılması gereken asıl konu, kimin haklı olduğu değil CHP’nin bu süreçten ne kadar zarar gördüğüdür. Çünkü seçmen gözünde sürekli kendi iç meseleleriyle uğraşan bir parti görüntüsü oluştu. Bu görüntü de CHP’nin siyasal gücünü artırmadı, aksine yıprattı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP tarihinde önemli bir yeri var. Uzun yıllar genel başkanlık yaptı, birçok seçime girdi ve partiyi yönetti. Ancak siyasette bazen görevi devretmek, sonucu kabul etmek ve yeni dönemin önünü açmak gerekir. Kurultaydan çıkan sonucun ardından yaşanan gelişmeler, CHP’nin iç huzurunu güçlendirmedi; tam tersine yeni tartışmaların kapısını açtı.
Türkiye’nin birinci muhalefet partisinin enerjisini mahkeme salonlarında değil, vatandaşın sorunlarına çözüm üretmek için harcaması gerekir. CHP’nin önündeki en büyük mesele artık geçmiş kurultay tartışmaları değil, seçmenin güvenini yeniden nasıl güçlendireceğidir.
Aksi halde kaybeden sadece parti içindeki taraflar olmaz. Kaybeden CHP’nin kurumsal itibarı ve ona umut bağlayan milyonlarca seçmen olur.