Dünyanın en etkili uygarlıklarından biri olan Roma İmparatorluğu’nun temeli, M.Ö. 753 yılında atıldı. Ancak bu tarih kadar ünlü olan bir başka unsur da kuruluşuna dair efsanevi hikâyedir.
Antik Roma geleneğine göre, şehrin kurucuları Romulus ve Remus adında ikiz kardeşlerdi. Bu kardeşler, savaş tanrısı Mars ile krallık soyundan gelen Rhea Silvia’nın çocukları olarak dünyaya geldi. Amcaları tarafından öldürülmek üzere Tiber Nehri’ne bırakıldılar, ancak mucizevi şekilde kurtuldular.
Rivayete göre, bir dişi kurt yavruları emzirdi ve onları ormanda büyüttü. Daha sonra bir çoban olan Faustulus tarafından bulunarak yetiştirildiler. Yıllar sonra kardeşler, kendilerini terk eden bu bölgede yeni bir şehir kurmaya karar verdiler.
Ancak kuruluş sırasında bir anlaşmazlık çıktı: Romulus Palatinus Tepesi’ni, Remus ise Aventinus Tepesi’ni seçti. Bu anlaşmazlık sonucu çıkan kavga, trajik bir sonla bitti; Romulus kardeşi Remus’u öldürdü. Böylece şehir, Romulus’un adıyla “Roma” olarak anılmaya başladı.
Roma, kısa sürede büyüyerek bir krallıktan cumhuriyete, ardından dünyayı yöneten bir imparatorluğa dönüştü. Kuruluş hikâyesi, hem mitolojik hem de sembolik yönleriyle Roma’nın gücünü, inancını ve kaderini simgeleyen bir anlatı olarak günümüze kadar ulaştı.